Skip to content

Evliya Çelebi’nin Seyahatname Sergisi

10 Eylül 2011

 Evliya Çelebi’nin Seyahatname Sergisi

Ankara Panora Alısveris ve Yasam Merkezi’nde

British Council Türkiye ofisinin gezici sergi olarak bir araya getirdiği Evliya Çelebi’nin Seyahatname Sergisi, Türkiye’nin bir çok ilini ziyaret ettikten sonra, Ankara’yı 10 -18 Eylül 2011 tarihlerinde bir kez daha ziyaret ediyor.

Bu sergi, 17. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu ve Evliya Çelebi’nin sınırları asan hayat hikâyesinin, o günlerde ve günümüzde ne anlama geldiği hakkında ziyaretçileri bilgilendiriyor.

 Evliya Çelebi kendisini bir dünya seyyahı, bir meddah, bir edip, bir Müslüman, bir asker, bir müzisyen ve bir dünya vatandası olarak görüyordu. Onun hikâyesi, bir baska boyuta geçmek isteyen birinin seyahat ve merak hikâyesiydi.

Evliya’nın seyahati ve hikâyeleri gerek kendisinden önce ve gerekse kendisinden sonraki gezginler tarafından paylasılmıstı. Eğer dikkatle dinlerseniz fikir alısverisleri arasına dantel gibi islenen ve yankılanan öyküleriyle İstanbul, Londra, Kahire ve Viyana’yı duyabilirsiniz.

Seyahatname Sergisi, 10 – 18 Eylül 2011 tarihleri arasında, PANORA Alısveris ve Yasam Merkezi’nin 2. katında bulunan fast-food alanında ziyaret edilebilir.

Sergimizi ziyaret edemeyecek olanlar dijital Evliya Çelebi sergisini http://thebookoftravels.org/ web sitesinden de görebilir.

25 genç, 25 hayal

British Council’ın Evliya Çelebi teması çerçevesinde gerçeklestirdiği Hayalimdeki Yolculuk Yarısması’nın web sitesine http://www.hayalimdekiyolculuk.org adresinden ulasabilirsiniz. Bu web sitesinde, hayalindeki Avrupa’yı kaleme alarak ya da fotoğraf, video gibi araçlarla anlatarak yarısmaya katılıp, Avrupa seyahati kazanan 25 gencin hayallerini, Avrupa gözlemlerini ve fotoğraflarını bulabilirsiniz.

British Council

Türkiye

Reklamlar

Evliya Çelebi’nin Viyana Seyahati

21 Ağustos 2011

Kentler ve Gölgeler, Evliya Çelebi’nin Viyana Seyahati

Figen Yanık-Evliya’nın İzinde Balkanlar ve Avrupa

21 Ağustos 2011

Sabah, 3 Ağustos 2011

Evliya’nın İzinde Balkanlar ve Avrupa

Bu yıl 400. doğum yılı kutlanan Evliya Çelebi’nin Balkanlar ve Avrupa’ya yaptığı yolculuk notları takip edilerek hazırlanan Evliya Çelebi’nin İzinde adlı kitapta Makedonya’dan Almanya’ya kadar dokuz ülkeden 19 şehir anlatılıyor.

20 yaşında gördüğü bir rüyadan etkilenerek seyahatler yapmaya başlayan ve gezip gördüğü yerler hakkında notlar alan 17. yüzyılın büyük seyyahı Evliya Çelebi, bu yıl 400. doğum yılı nedeniyle bütün dünyada anılıyor. Geçtiğimiz yıl 2010 Avrupa Kültür Başkenti projeleri arasında başlatılan ve bu yıl tamamlanarak yayımlanan Evliya Çelebi’nin İzinde adlı kitapta, Evliya’nın Balkanlar ve Avrupa kıtasındaki seyahatlerinde uğradığı şehirlere yer veriliyor. 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinleri kapsamında, Altın Yollar konsepti içinde Özdem Petek’e ait olan projeyi gazeteci-yazar Hülya Vatansever kaleme aldı. Kitabın fotoğrafları da Serkan Taycan’a ait. Ayrıca yine kitabın sonunda Semih Poroy da çizgileri ve özel notlarıyla renkli bir Evliya Çelebi’nin İzinde bölümü hazırlamış. Kitabın yazarı Hülya Vatansever “Evliya’nın anlattığı pek çok yer bugün hâlâ aynı şekilde korunuyor,” diyor.

 – Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi, bugüne kadar hep Anadolu ekseninde gündeme geldi. Balkanlar ve Avrupa süreci için nasıl bir ön hazırlık yaptınız?
– Altın Yollar, 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinleri kapsamında, Özdem Petek’e ait bir proje. Özdem, eski seyyahların yerini bugün sanatçıların aldığını ve kültür alışverişinde sanatçıların önemli rol oynadığına inanıyor. Dolayısıyla hem Türkiye’nin farklı coğrafyalarda kültürel zenginliklerini tanıtmak hem de geçtiğimiz bölgeleri ve günümüz değerlerini buradaki meraklılarına aktarmak, bu projenin çift yönlü bakışını oluşturuyor. Çünkü yolculuklarda gidilen her şehirde, Üç Kadın adlı müzik grubu, Türkiye’de konuşulan farklı dillerin türkülerinden oluşan konserler verdi ve büyük ilgi gördü. Evliya Çelebi’nin İzinde Balkanlar seyahatinde, tam dokuz ülke, 19 şehir dolaştık ve gittiğimiz her yerde, konserlerin yanı sıra, belgesel çalışması da yapıldı. Seyahatler sonunda her proje, bir kitap, fotoğraf sergisi ve belgesel çalışmalarına dönüştürüldü.

 – Yolculuk rotası tamamen Evliya’nın notlarıyla mı çizildi?
– Rotayı Özdem Petek çıkardı. Bütün kitapları okuyup incelemiş; Evliya Çelebi’nin yazdıklarında şehirlere verdiği önem derecesine göre de bir rota çıkarmış. Ayrıca konser ve etkinlikler sebebiyle de gidilen her şehrin yetkili birimleriyle çok önceden bağlantı kurulmuş. Bu yüzden gittiğimiz her yerde, bizi ilgi ve merakla karşıladılar. Biz bu yolculuğu otobüsle yaptık. Yaklaşık 20 kişilik bir ekiptik. Balkanlar’da Evliya Çelebi’nin geçtiği ve kitabında anlattığı yerleri ziyaret ettiğimiz bir rota çizilmişti.

 EVLİYA ÇELEBİ SOKAĞI
– Evliya’yı en çok neresi etkilemiş?
– Evliya Çelebi çok severek ve mutlu olarak gezdiği için, gördüğü her yerden etkilenecek güzellikler bulabiliyor. Ama hatırımda kalanlar; Sofya’daki Hüdavendigar Camii’nin minaresi için; ‘En güzel minareli cami,’ diye yazmış, gerçekten de Mimar Sinan’ın eseri olan bu caminin minaresinde çok hoş bir taş işlemeciliği var. Tabii ki Mostar Köprüsü, Evliya Çelebi’nin en etkilendiği yerlerin başında geliyor. Belgrad Kalesi, Saraybosna Çarşısı, (Ayrıca Saraybosna’da Evliya Çelebi Sokağı var) Prizren’in suları, ‘Kralların hasretlik çektiği,’ dediği Pecs kenti, Viyana’nın katedrali Evliya Çelebi’nin uzun uzun anlattığı yerler.

 – Gezdiğiniz yerlerde konuştuğunuz kişiler Evliya Çelebi’yi tanıyorlar mı?
– Evliya Çelebi’nin 400. doğum yılı olduğu için, tanıyanların sayısı, sanırım eskiye oranla bugün daha çoktur. Bizimle röportaj yapan gazeteci ve televizyoncular, görüştüğümüz kültür-sanat yetkilileri ve sanatçılar elbette tanıyorlardı. Aslında herkesin içinde biraz Evliya Çelebi olmak, her şeyi olduğu gibi bırakıp, merakla, heyecanla dünyayı dolaşmak arzusu var tabii. Bu yüzden de daha çok ilgilerini çekiyor. Bir de Pecs’te akademisyenlerin edebi değer olarak Evliya Çelebi üstüne tezler hazırladıklarını öğrendim.

PROJEDE SON HALKA
Evliya Çelebi’nin İzinde, 2010 Avrupa Kültür Başkenti kapsamında düzenlenen Altın Yollar projesinin son halkası. Altın Yollar projesinde ünlü gezginlerin rotasını takip eden kitaplar yer alıyor. Projedeki diğer kitaplar, Jules Verne’in İzinde Karadeniz ve Piri Reis’in İzinde Akdeniz. Bu üç seyahati belgeleyen yayınlara bir giriş niteliği taşıyan Avrupa ile Karşılaşmalar kitabıysa projenin kavramsal çerçevesine ışık tutuyor.

Mehmet Şeker-Evliya Çelebi Ameliyathanede

21 Ağustos 2011

Yeni Şafak, 9 Ağustos 2011

Evliya Çelebi Ameliyathanede 

Viyana gezisinde Evliya Çelebi’nin en çok ilgisini çeken tanık olduğu beyin ameliyatıdır. Bir asker başından vurulmuştur. Kurşun başında kalmıştır. Evliya Çelebi bu ameliyatı şöyle anlatır: “Kefereyi ipek kumaş serili bir sedir üzerine yatırdılar. Amma başı Adana kabağı gibi, gözleri Mardin eğriği gibi, burnu Mora patlıcanı gibi tamamen şişmiş. Hemen hekimbaşı bütün kefereleri dışarı kovup bir yardımcısı ve habir bir sıcak, camlı odada kaldık. Yaralıya bir fincan safran gibi bir su içirince kefere kendinden geçip bayıldı. Hekim oda içinde bir mangal ateş yakıp bir köşede koydu.” Yardımcısı yaralıyı kucağına alır. Hekim yaralının başının etrafında takke kenarı olacak yerin etrafına dizge bağı gibi bir tasma kayış bağlar. Keskin bir usturayı eline alıp yaralının önünde oturur ve iki kulağına kadar adamın başının derisini çizer. Sağ kulağının yanında deriyi kaldırıp birazcık yüzünce kafa kemiği bembeyaz ortaya çıkar. Ancak bu sırada bir damla bile kan akmamıştır. Hekim, yaralının şakağından kafayı delerek demir bir mengene sokup burdukça kafa derisi çizilen yerden takke gibi kafatası kalkmaya başlar. * Kafatasını açan hekim Evliya Çelebi’yi yanına çağırır ve kurşunu gösterir. Bu sırada yaralının beyni de görünmektedir. Eviya Çelebi ağzını ve burnunu makramesiyle kapatarak yaralının başına yaklaşır ve kafatasını, beyni inceler. Evliya Çelebi gördüklerini şöyle anlatıyor: “Beyni yanında tüfeng kurşumu kâğıdıyla durur. Meğer beş dirhem çakmaklı tüfeng kurşumu imiş. Beyninin zarı yanında durup kırmızı kan ile bulanıp durur… İnsan beynisi kafa içinde güya tavuk yumurtasından yavrusu henüz çıkmış gibi, bir kuş yavrusu gibi büzülmüş başı ve gözleri ve burnu ve kanatları ile büzülmüş durur.” Hekimbaşı, Evliya Çelebi’ye neden ağzını burnunu makrameyle kapattığını sorar. Evliya Çelebi’nin yanıtı çok ilgi çekicidir: “Belki bakarken ya aksıram ya öksürüp nefes alıp verirken herifin kellesi içre rüzgâr girmesin diyü ağzım ve burnum kapadım” diye söyleyince cerrah Evliya’nın bu düşüncesine olan takdirini şöyle belirtir: “Aferin, mübarek ol… Sen bu bilimle uğraşsan usta ve uzman bir cerrah olurdun” der. * Bu konuşmalardan, ameliyatlarda hastanın mikrop kapma tehlikesine karşı cerrahların maske kullanması uygulamasının o dönemde henüz bulunmadığını anlıyoruz. Ameliyatı yapan cerrah böyle bir önleme gerek görmezken Evliya Çelebi’nin ağzını ve burnunu mendille kapaması, cerrahların nasıl davranması konusunda örnek oluşturuyor. Ameliyatlarda maske takma uygulaması birkaç yüzyıl sonra başlayacakken Evliya Çelebi ameliyata girecek kişilerin nasıl davranması konusunda daha 17. yüzyılda örnek bir tutum sergiliyor. Evliya Çelebi, beyin ameliyatını bitiren cerrahın yaralının kafasındaki kesiği de karıncalara ısırtarak diktiğini anlatır. * Bir diş hekimi ise Evliya Çelebi’nin kırık olan üç dişini olağanüstü bir yöntemle tedavi eder. Sabaha kadar dişlerinin Nahçıvan demirine döndüğünü, fındık ve ceviz kırabilecek hâle geldiğini yazan Evliya Çelebi bu usta diş hekiminin yüz altın karşılığında bu işin sırrını öğretmek istediğini yazmaktadır. Evliya Çelebi, cimriliğinin tuttuğunu, elli altın teklif ettiğini, hekimin bunu kabul etmediğini belirtir. Ancak sonradan çok pişman olacak ve “Meğer bin altın verip öğrenmeli bir ibretlik marifet imiş” diyecektir. * Şükrü Halûk Akalın’ın “Seyyâh-ı Âlem Evliya Çelebi” adlı kitabı Türk Dil Kurumu Yayınları arasından yayınlandı. Gravür, minyatür, harita ve belgelerle sunulan eserin, Evliya Çelebi yılında yayınlanmış olmasına da dikkat çekmek gerekir. Şüphesiz bunun özel bir anlamı var. Aynı şekilde 2011’in “Evliya Çelebi yılı” ilan edilmesine rağmen, bizim etkinlik konusunda zayıf kalışımızın da…

Erol Güngör’ün SEYAHATNÂME Neşri

31 Temmuz 2011

  Erol Güngör

***

Türk kültür ve düşünce hayatına büyük katkıları olan değerli ilim ve fikir adamı Prof. Dr. Erol Güngör, Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nin Türk okuyucusuna ulaşması konusunda çok önemli bir çalışmaya imza atmıştır.  1974 yılında Ortadoğu Gazetesi’nin 5. sayfasında iki bölüm halinde Seyahatname metinlerini yayınlanan Güngör, bir takdim yazısıyla amaç ve yöntemini belirtmiştir. Ortadoğu’da Seyahatname’den parçaların yayınlanmasına 10 Mayıs 1974’te başlanmış ve bu bölümde Evliya Çelebi’nin kendisini tanıttığı ve seyahate çıkma sebebini anlattığı kısma yer verilmiş ve ardından yayına İstanbul’un tarihiyle devam edilmiştir. 15 Ağustos’ta Ramazan ayından itibaren devam etmek üzere neşre ara verilmiş ve 17 Eylül’de ikinci bölümün yayınına başlanmıştır. Bu kısımda ise İstanbul’da Büyüklerin ve Sultanların Türbeleri, İstanbul’un Semtleri ve Esnaf Teşkilatı bahislerine yer verilmiştir. Ortadoğu Gazetesi’ndeki Seyahatname neşri 22 Aralık 1974’te son bulmuştur.

Erol Güngör’ün takdim yazısıyla birlikte Seyahatname neşrinden bazı parçaları, aşağıdaki fotoğrafların üzerine tıklayıp büyüterek inceleyebilirsiniz. Yayınlanan kısımların tamamına ulaşmak isteyenler Ortadoğu Gazetesi’nin tüm eski sayılarını İstanbul Taksim’deki Atatürk Kitaplığı’nda bulabilirler. Erol Güngör’ün bu önemli kültür hizmetinden bizi haberdar ederek sitemizin zenginleşmesine katkıda bulunan okuyucumuz sayın Yaşar Bozyiğit’e teşekkürü borç biliriz.

Hakkâk ve Hattat Olarak Evliya Çelebi

20 Temmuz 2011

Osmanlı tarihinin renkli simalarından olan Evliyâ Çelebi, daha çok Seyahatname’si ile meşhur olmuştur. O iyi bir seyyah ve gözlemcidir ama aynı zamanda iyi bir hattât ve hakkâkdır da. Seyahatname’nin birkaç yerinde mermer üzerine bizzat kendisinin yazdığı kitabelerden bahseder. Bu kitabelerin izlerini süreceğiz…

Mehmet Tütüncü, Yedikıta, Temmuz 2011

Makalenin tamamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

Hakkâk ve Hattat Olarak Evliya Çelebi

Evliya Çelebi ve Küheylan

18 Haziran 2011

90’lı yıllarda TRT ‘de yayınlanan Az Gittik Uz Gittik isimli program, Türkiye’nin farklı şehirlerini çocuklara tanıtan haftalık bir belgeseldi. Evliya Çelebi ve atı “Küheylan” da bu belgeseldeki gerçek çekimlerin yanında animasyon olarak yer alıyorlardı. Bu programın, yayınlandığı dönemde çocuk olanların hafızasına kazınan jeneriğini sizlerle paylaşıyoruz: